Tuesday, April 14, 2009
Eski Asklar
Eskisi gibi asklar yok simdi. Eger eskiden vardiysalar. Emel Sayin Munir Nurettin'e cover yapmis. Onu dinliyorum simdi. (Olmamis, o tok ses yakisiyor bu sarkilara) Hatirla maziyi mesudu, sen de benim gibi yan. Unutmadim seni ömrunce bir dakika inan Olabilir mi böyle bir sey? Acaba cok orta yasli olunca mi anlayacagiz bunu? Gruba bakinca birilerini aniyoruz da, bir dakika unutmadigimiz var mi?
Thursday, April 9, 2009
Cok cok önce bir turkce dersinde
"dinle böceğim,
uzun bir seyahate çıkacağım, hareketimden
evvel bazı şeyleri söylemek arzusundayım.
Yokluğum fazla uzayabilir, zaman zaman,
dediklerimi dinleyerek saptarsın ki: hayatta
kimse kimseyi anlayamaz, kimse kimsenin yerini
tutamaz; aşk dediğimiz, ya vahim bir yanlış
anlaşılmadır, ya kötü bir hayal kurma tarzı:
iki kişinin ikisi de, öbürünün yerine hayal
kurmaya kalkıştığından, sukut-u hayaller eksik
olmaz! Sen dediğime kulak ver, kendimizden
başkasını sevemiyoruz; sevdiğimiz,
şahsiyetimizin dışlaştırılmış, bir başkasının
üzerinde somutlaştırılmış hayali; o başkası da
kendisini üçüncü bir şahıs üzerinde
dışlaştırır, somutlaştırır: arada ahenk
kurulamaz, nasıl kurulsun, sevdiğimizle
sandığımız farklı! Muvaffak bir çift,
yalnızlığa tahammülü yüksek iki insan manasını
taşır: çift demek, yanyana iki yalnızlık
demek, beraber bile olamamış, kesişmesi bile
zor! Onun için böyle bir hayatı, içine girip
kurbanı olmadan yaşayacaksın, yani uzaktan.
Uzaktaki, soyut, hemen hemen yok bir şahsı
sevmekten güzelini tasavvur edemiyorum.
Yakında olmayan sevgili tahayyülde yaşatılır,
hayalde yaşamak az evvel açıkladığım kaideye
uygun olarak, onu kendine benzetmektir;
yanında bulunmayacağından, o buna ne itiraz
edebilir, ne müdehale: sevdiğini hayalinde
değiştirdikçe, kendine benzettikçe daha çok
seversin, böylece denge korunmuş olur. Sevmek!
Sevmek esasında alıp başını gitmektir,
sevgiliden uzaklaşan mutlak aşka yaklaşır,
sevdiğini gönlünde kendi bildiğince yeniden
yaratarak. . ."
uzun bir seyahate çıkacağım, hareketimden
evvel bazı şeyleri söylemek arzusundayım.
Yokluğum fazla uzayabilir, zaman zaman,
dediklerimi dinleyerek saptarsın ki: hayatta
kimse kimseyi anlayamaz, kimse kimsenin yerini
tutamaz; aşk dediğimiz, ya vahim bir yanlış
anlaşılmadır, ya kötü bir hayal kurma tarzı:
iki kişinin ikisi de, öbürünün yerine hayal
kurmaya kalkıştığından, sukut-u hayaller eksik
olmaz! Sen dediğime kulak ver, kendimizden
başkasını sevemiyoruz; sevdiğimiz,
şahsiyetimizin dışlaştırılmış, bir başkasının
üzerinde somutlaştırılmış hayali; o başkası da
kendisini üçüncü bir şahıs üzerinde
dışlaştırır, somutlaştırır: arada ahenk
kurulamaz, nasıl kurulsun, sevdiğimizle
sandığımız farklı! Muvaffak bir çift,
yalnızlığa tahammülü yüksek iki insan manasını
taşır: çift demek, yanyana iki yalnızlık
demek, beraber bile olamamış, kesişmesi bile
zor! Onun için böyle bir hayatı, içine girip
kurbanı olmadan yaşayacaksın, yani uzaktan.
Uzaktaki, soyut, hemen hemen yok bir şahsı
sevmekten güzelini tasavvur edemiyorum.
Yakında olmayan sevgili tahayyülde yaşatılır,
hayalde yaşamak az evvel açıkladığım kaideye
uygun olarak, onu kendine benzetmektir;
yanında bulunmayacağından, o buna ne itiraz
edebilir, ne müdehale: sevdiğini hayalinde
değiştirdikçe, kendine benzettikçe daha çok
seversin, böylece denge korunmuş olur. Sevmek!
Sevmek esasında alıp başını gitmektir,
sevgiliden uzaklaşan mutlak aşka yaklaşır,
sevdiğini gönlünde kendi bildiğince yeniden
yaratarak. . ."
Wohin - Schubert
- "I am too nervous. Germans are romantic, right?"
- The British (a.k.a. "Of course we do german better than germans, look at me!")
- Best newcomer: The hyperactive
- He is actually shouting the poem
- "Wohin?" "In puberty" (still the best young )
- "Can I go home? Anyway, I do not have a soul"
Finally, THE MASTER (starts at 2:55)
And there is another performance, my favorite, that I wish I could record from my memories...But he still lives and breathes. There should be hope then.
Monday, April 6, 2009
last few days
I have finally found it. It is an extreme sense of unsatisfaction/discontentedness. I go round and round trying a bunch of things. I have slept long hours, read long hours, ate a lot of unhealthy stuff, smoked enough cigarettes for a month, surfed the net according to my heart's every whim. Yet I find no peace. If I could think of anything new to do for this right now, I would. I am looking at the puzzle in the study and I do not feel an enthusiasm even for that. Clueless.
Saturday, April 4, 2009
poems we love- part I
To see her is a Picture --
To hear her is a Tune --
To know her an Intemperance
As innocent as June --
To know her not -- Affliction --
To own her for a Friend
A warmth as near as if the Sun
Were shining in your Hand.Emily Dickinson
Subscribe to:
Posts (Atom)