In turkish, god I just love my language, we say when we feel burdened and worried and feel that the world is closing on upon us, we say "my inners have darkened". The opposite expression is also used "my inside has opened/lightened"
If I should say anything for the last month in which he was away and I was living through a November without him in Stockholm, it would be my inners have darkened. Or as I can put it very much less poetically in English, I have been feeling restless. It is rather strange. I thought this feeling of being guilty of not doing enough would disappear once I finished my ph.d. Yet it does not seem to be related to it. It may well be my negative side, maybe I just see all that I could not have done rather than things done and left behind. Too much babble for a simple fact. I haven't been feeling content.
It is also very strange but most autumns that I have been here I remember simply as a darkness. In the foreground, in the background, all memories have a dominating darkness in it. And then my insides lighten when I have some real summer light somewhere. Therefore, it is simply impossible to remember Italy fondly.
Back to the subject, we all need summer light here in Sweden. But fortunately as Sweden gets ready for real winter, I am traveling to summer. Or rather winter as summer.
Monday, December 8, 2008
Tuesday, November 25, 2008
bilmezsin
fasıl gibi bildik şarkılardan oluşuyor bir kere de olsa hayat
Bolca hüzün gözler dalarak acıtmadan söylenir ya
ince ipince hissedersin
sade söz, sade nota
Sen ne bilir ne anlarsın o anı
Ama ardından yatakta oturur bir asyalı
ve hisseder avcunda yıllarca önce kaybedilmiş bir sıcaklığı
diye yazmisim bir kac ay önce. gercekten yapmaya en deger sey yazmak.
Bolca hüzün gözler dalarak acıtmadan söylenir ya
ince ipince hissedersin
sade söz, sade nota
Sen ne bilir ne anlarsın o anı
Ama ardından yatakta oturur bir asyalı
ve hisseder avcunda yıllarca önce kaybedilmiş bir sıcaklığı
diye yazmisim bir kac ay önce. gercekten yapmaya en deger sey yazmak.
In a world of harsh truths
Whatever happens it still bothers me. However hard I try to forget my white man's guilt, I get reminded of the fact that there are incredibly harsh truths in life, truths that ordinary humans (in my sense) can not really deal with. And on top of that is the undeniable fact that most other humans face these truths much more often than I do. And with all this knowledge, this big bag of tools, this love for everyone I still feel utterly unable to help the situation. This leaves me desperate, this crushes my soul. The single thing I can do is to try to protect my loved ones as dearly as I can, which means nothing in the big picture. Which, all in all, brings me to the level of every being with ambition, a will to survive and even to crush others. And even this makes me ask, "we are living at what cost?" , i.e. "is it worth it?"
Hissiyat Meselesi
Sanırım, umarım, insanlara hislerimiz kutusu sürekli dolup dolup boşalmaktadır. Aksi takdirde bu eksiklik/yalnızlık duygusu içinde geçecek zaman.
Thursday, November 6, 2008
Sunday, October 12, 2008
hasta gecti doktor gunlerim, aman aman...
bir yar sevdim onun adin unlerim
taze acti uzak ilde gullerim
gözle gönul, koparanla bir olmaya sulayan
Cil uzun, upuzun siirlerle anlatirdi meramini. Ben iste kissadan özze, beklentisiz bir halk sairiyim simdi. Icim aciyor, ama esas cok cok kiziyorum. Ne gerek vardi... Hayatta yaptigin en buyuk secimleri kabul edemiyorsa dogdugundan beri sana en yakin insanlar, oratya cikan acinin sorumlusu kimdir?
Fazla alcakgönullu bulunuyorum kimi zaman. Bir tur karakter zayifligi, arkaplanda kalma istegi olarak göruluyor kimi sorulara verdigim cevaplar. Aslinda gercekten öyle dusundugum icin. Hayatimizda iyi giden seylerin, basarilarimizin aslinda ne kadar sansa bagli gelistigini 1. el yasamamdan geliyor hicbir seyi sahiplenmemem.
Neden doktora yaptim mesela? Tamamen 3.un 2sinde felsefe ve mikroprocessors disinda tum derslerimin AA olmasindan. Micronun da BA olmasindan. Ama anneme sorarsan onlara tesekkur etmeliyim bunun icin. Yani tamam, hayatta cizdigimiz yolun sosyo ekonomik durumumuzla göbekten bagli oldugu belli bir sey. Bunu kabullenmemek salakliktir. Ama bundan dolayi emegi de gözardi edemeyecegim, o kadar da degil. Iyi ailelere sahip olmamiz, cocukken fedakarliklarla, sevgiyle buyutulmemiz tabi ki iyi insanlar olmamizda oldukca buyuk bir faktör, belki cogu zaman sonucu baglayici faktör, ancak bu kisinin kendi ugrasinin önemsiz oldugu göstermez. Ne kadar baslangic gucu belirli bir yöne dogru olsa da, insan aldigi kararlarin sonuclarina katlanir gunluk hayatinda. Iyi olmak iyi bir seydir de kolay degildir.
Benim doktoramda böyle bir itici guc bile yoktur. Aksine tam tersi, arkadaslarim disinda bana yakin bireylerin doktorama bakislari ya beni enayi görmek yönunde olmustur, ya da en iyisinden bir suphe getirmistir. Kimi durumlarda bu "Nasil olsa bir kac ay debelenip döner, biz de ona "Biz sana dediydik" deriz"'e dogru uzanmistir. Bu tip tersine beklentilerin de itici guc oldugu cok dogrudur. Eger mesele buysa evet anne doktoramin bir kismini kesinlikle sana borcluyum. Ama yine de sadece bir kismini. Ama cogunu kendi inadima, ve cok uzun zamandir da tek basima sembolize etmekten gocunmadigim degerlerime borcluyum.
taze acti uzak ilde gullerim
gözle gönul, koparanla bir olmaya sulayan
Cil uzun, upuzun siirlerle anlatirdi meramini. Ben iste kissadan özze, beklentisiz bir halk sairiyim simdi. Icim aciyor, ama esas cok cok kiziyorum. Ne gerek vardi... Hayatta yaptigin en buyuk secimleri kabul edemiyorsa dogdugundan beri sana en yakin insanlar, oratya cikan acinin sorumlusu kimdir?
Fazla alcakgönullu bulunuyorum kimi zaman. Bir tur karakter zayifligi, arkaplanda kalma istegi olarak göruluyor kimi sorulara verdigim cevaplar. Aslinda gercekten öyle dusundugum icin. Hayatimizda iyi giden seylerin, basarilarimizin aslinda ne kadar sansa bagli gelistigini 1. el yasamamdan geliyor hicbir seyi sahiplenmemem.
Neden doktora yaptim mesela? Tamamen 3.un 2sinde felsefe ve mikroprocessors disinda tum derslerimin AA olmasindan. Micronun da BA olmasindan. Ama anneme sorarsan onlara tesekkur etmeliyim bunun icin. Yani tamam, hayatta cizdigimiz yolun sosyo ekonomik durumumuzla göbekten bagli oldugu belli bir sey. Bunu kabullenmemek salakliktir. Ama bundan dolayi emegi de gözardi edemeyecegim, o kadar da degil. Iyi ailelere sahip olmamiz, cocukken fedakarliklarla, sevgiyle buyutulmemiz tabi ki iyi insanlar olmamizda oldukca buyuk bir faktör, belki cogu zaman sonucu baglayici faktör, ancak bu kisinin kendi ugrasinin önemsiz oldugu göstermez. Ne kadar baslangic gucu belirli bir yöne dogru olsa da, insan aldigi kararlarin sonuclarina katlanir gunluk hayatinda. Iyi olmak iyi bir seydir de kolay degildir.
Benim doktoramda böyle bir itici guc bile yoktur. Aksine tam tersi, arkadaslarim disinda bana yakin bireylerin doktorama bakislari ya beni enayi görmek yönunde olmustur, ya da en iyisinden bir suphe getirmistir. Kimi durumlarda bu "Nasil olsa bir kac ay debelenip döner, biz de ona "Biz sana dediydik" deriz"'e dogru uzanmistir. Bu tip tersine beklentilerin de itici guc oldugu cok dogrudur. Eger mesele buysa evet anne doktoramin bir kismini kesinlikle sana borcluyum. Ama yine de sadece bir kismini. Ama cogunu kendi inadima, ve cok uzun zamandir da tek basima sembolize etmekten gocunmadigim degerlerime borcluyum.
Subscribe to:
Posts (Atom)